ٱلْحَآقَّةُ
Alhaqqa
Gerçekleşecek olan kıyamet!
Sure yükleniyor…
MEKKE
Hâkka · 52 ayet
الحاقة
ٱلْحَآقَّةُ
Alhaqqa
Gerçekleşecek olan kıyamet!
مَا ٱلْحَآقَّةُ
Ma alhaqqa
Nedir o gerçekleşecek olan kıyamet?
وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا ٱلْحَآقَّةُ
Wama adraka ma alhaqqa
Gerçekleşecek olan kıyametin ne olduğunu sen ne bileceksin?
كَذَّبَتْ ثَمُودُ وَعَادٌۢ بِٱلْقَارِعَةِ
Kaththabat thamoodu waAAadun bilqariAAa
Semûd ve Âd kavimleri, yüreklerini hoplatacak olan büyük felaketi (kıyameti) yalanladılar.
فَأَمَّا ثَمُودُ فَأُهْلِكُوا۟ بِٱلطَّاغِيَةِ
Faamma thamoodu faohlikoo bittaghiya
Ama Semûd, şiddetli bir çığlık/ses ile helâk edilmişti.
وَأَمَّا عَادٌ فَأُهْلِكُوا۟ بِرِيحٍ صَرْصَرٍ عَاتِيَةٍ
Waamma AAadun faohlikoo bireehinsarsarin AAatiya
Âd kavmine gelince, onlar da uğultulu ve dondurucu olan şiddetli bir rüzgârla helâk edildi.
سَخَّرَهَا عَلَيْهِمْ سَبْعَ لَيَالٍ وَثَمَـٰنِيَةَ أَيَّامٍ حُسُومًا فَتَرَى ٱلْقَوْمَ فِيهَا صَرْعَىٰ كَأَنَّهُمْ أَعْجَازُ نَخْلٍ خَاوِيَةٍ
Sakhkharaha AAalayhim sabAAa layalinwathamaniyata ayyamin husooman fataraalqawma feeha sarAAa kaannahum aAAjazunakhlin khawiya
O rüzgârı onlara yedi gece ve sekiz gün peşpeşe musallat kıldı. O kavmi o süre içinde içleri boşalmış hurma kütükleri imişler gibi yere yıkılmış görürdün.
فَهَلْ تَرَىٰ لَهُم مِّنۢ بَاقِيَةٍ
Fahal tara lahum min baqiya
Onlardan arta kalan bir şey görüyor musun?
وَجَآءَ فِرْعَوْنُ وَمَن قَبْلَهُۥ وَٱلْمُؤْتَفِكَـٰتُ بِٱلْخَاطِئَةِ
Wajaa firAAawnu waman qablahu walmu/tafikatubilkhati-a
Firavun da, ondan öncekiler de, altı üstüne gelen kasabalar halkı da hep hata işlediler.
فَعَصَوْا۟ رَسُولَ رَبِّهِمْ فَأَخَذَهُمْ أَخْذَةً رَّابِيَةً
FaAAasaw rasoola rabbihim faakhathahumakhthatan rabiya
Rablerinin elçisine isyan ettikleri için onları şiddetli bir yakalayışla yakaladı.
إِنَّا لَمَّا طَغَا ٱلْمَآءُ حَمَلْنَـٰكُمْ فِى ٱلْجَارِيَةِ
Inna lamma taghaalmao hamalnakum fee aljariya
Doğrusu sular taştığı zaman sizi gemide biz taşımıştık.
لِنَجْعَلَهَا لَكُمْ تَذْكِرَةً وَتَعِيَهَآ أُذُنٌ وَٰعِيَةٌ
LinajAAalaha lakum tathkiratanwataAAiyaha othunun waAAiya
Bunu sizin için bir öğüt kılalım ve anlayışlı kulaklar duysun diye.
فَإِذَا نُفِخَ فِى ٱلصُّورِ نَفْخَةٌ وَٰحِدَةٌ
Fa-itha nufikha fee assoorinafkhatun wahida
Sûr’a tek bir üfürüşle üfürüldüğü zaman.
وَحُمِلَتِ ٱلْأَرْضُ وَٱلْجِبَالُ فَدُكَّتَا دَكَّةً وَٰحِدَةً
Wahumilati al-ardu waljibalufadukkata dakkatan wahida
Yeryüzü ve dağlar kaldırılıp, tek çarpışla çarpılıp darmadağın edildiği zaman.
فَيَوْمَئِذٍ وَقَعَتِ ٱلْوَاقِعَةُ
Fayawma-ithin waqaAAati alwaqiAAa
İşte o gün olacak olmuştur.
وَٱنشَقَّتِ ٱلسَّمَآءُ فَهِىَ يَوْمَئِذٍ وَاهِيَةٌ
Wanshaqqati assamaofahiya yawma-ithin wahiya
Gökyüzü yarılır ve artık o gün zayıf ve güçsüzdür.
وَٱلْمَلَكُ عَلَىٰٓ أَرْجَآئِهَا ۚ وَيَحْمِلُ عَرْشَ رَبِّكَ فَوْقَهُمْ يَوْمَئِذٍ ثَمَـٰنِيَةٌ
Walmalaku AAala arja-ihawayahmilu AAarsha rabbika fawqahum yawma-ithin thamaniya
Melekler, onun (göğün) etrafındadır. O gün Rabbinin arşını, bunların da üstünde sekiz (melek) yüklenir.
يَوْمَئِذٍ تُعْرَضُونَ لَا تَخْفَىٰ مِنكُمْ خَافِيَةٌ
Yawma-ithin tuAAradoona latakhfa minkum khafiya
Siz o gün (hesap için) arz olunursunuz da hiçbir sırrınız gizli kalmaz.
فَأَمَّا مَنْ أُوتِىَ كِتَـٰبَهُۥ بِيَمِينِهِۦ فَيَقُولُ هَآؤُمُ ٱقْرَءُوا۟ كِتَـٰبِيَهْ
Faamma man ootiya kitabahubiyameenihi fayaqoolu haomu iqraoo kitabiyah
İşte o vakit, kitabı kendisine sağından verilen kimse der ki: “Gelin, kitabımı okuyun!”
إِنِّى ظَنَنتُ أَنِّى مُلَـٰقٍ حِسَابِيَهْ
Innee thanantu annee mulaqinhisabiyah
"Ben, zaten kesinlikle böyle bir hesapla karşılaşacağımı biliyordum." der.
فَهُوَ فِى عِيشَةٍ رَّاضِيَةٍ
Fahuwa fee AAeeshatin radiya
Artık o hoşnut olduğu bir yaşayıştadır.
فِى جَنَّةٍ عَالِيَةٍ
Fee jannatin AAaliya
Yüksek bir Cennet'tedir.
قُطُوفُهَا دَانِيَةٌ
Qutoofuha daniya
Meyveleri çok yakındır.
كُلُوا۟ وَٱشْرَبُوا۟ هَنِيٓـًٔۢا بِمَآ أَسْلَفْتُمْ فِى ٱلْأَيَّامِ ٱلْخَالِيَةِ
Kuloo washraboo hanee-an bimaaslaftum fee al-ayyami alkhaliya
Yiyin, için; afiyet olsun. Bu, geçmiş günlerde yaptıklarınızın sebebiyle (size bahşedilmiştir.)
وَأَمَّا مَنْ أُوتِىَ كِتَـٰبَهُۥ بِشِمَالِهِۦ فَيَقُولُ يَـٰلَيْتَنِى لَمْ أُوتَ كِتَـٰبِيَهْ
Waamma man ootiya kitabahubishimalihi fayaqoolu ya laytanee lam oota kitabiyah
Kitabı solundan verilen kimseler ise şöyle der: “Eyvah! Keşke kitabım verilmeseydi.''
وَلَمْ أَدْرِ مَا حِسَابِيَهْ
Walam adri ma hisabiyah
"Hesabımın ne olduğunu hiç bilmeseydim."
يَـٰلَيْتَهَا كَانَتِ ٱلْقَاضِيَةَ
Ya laytaha kanati alqadiya
"Keşke (ölüm işimi) bitirmiş olsaydı!"
مَآ أَغْنَىٰ عَنِّى مَالِيَهْ ۜ
Ma aghna AAannee maliyah
"Malım da bana bir fayda vermedi."
هَلَكَ عَنِّى سُلْطَـٰنِيَهْ
Halaka AAannee sultaniyah
"Saltanatım yok olup gitti."
خُذُوهُ فَغُلُّوهُ
Khuthoohu faghullooh
Onu yakalayın da (ellerini boynuna) bağlayın.
ثُمَّ ٱلْجَحِيمَ صَلُّوهُ
Thumma aljaheema sallooh
Sonra da Cehennem'e atın!
ثُمَّ فِى سِلْسِلَةٍ ذَرْعُهَا سَبْعُونَ ذِرَاعًا فَٱسْلُكُوهُ
Thumma fee silsilatin tharAAuhasabAAoona thiraAAan faslukooh
Ardından da onu yetmiş arşın boyundaki bir zincire vurup sürükleyin!
إِنَّهُۥ كَانَ لَا يُؤْمِنُ بِٱللَّهِ ٱلْعَظِيمِ
Innahu kana la yu/minu billahialAAatheem
Çünkü o, Yüce Allah’a iman etmiyordu.
وَلَا يَحُضُّ عَلَىٰ طَعَامِ ٱلْمِسْكِينِ
Wala yahuddu AAalataAAami almiskeen
Yoksulu yedirmeye teşvik etmiyordu.
فَلَيْسَ لَهُ ٱلْيَوْمَ هَـٰهُنَا حَمِيمٌ
Falaysa lahu alyawma hahuna hameem
Bugün onun için burada bir can yoldaşı da yoktur.
وَلَا طَعَامٌ إِلَّا مِنْ غِسْلِينٍ
Wala taAAamun illamin ghisleen
İrinden başka hiçbir yiyecek de yoktur.
لَّا يَأْكُلُهُۥٓ إِلَّا ٱلْخَـٰطِـُٔونَ
La ya/kuluhu illa alkhati-oon
O yemeği günahkârlardan başkası yemez.
فَلَآ أُقْسِمُ بِمَا تُبْصِرُونَ
Fala oqsimu bima tubsiroon
Yemin ederim gördüklerinize.
وَمَا لَا تُبْصِرُونَ
Wama la tubsiroon
Görmediklerinize de…
إِنَّهُۥ لَقَوْلُ رَسُولٍ كَرِيمٍ
Innahu laqawlu rasoolin kareem
Şüphesiz o, çok değerli bir elçinin sözüdür.
وَمَا هُوَ بِقَوْلِ شَاعِرٍ ۚ قَلِيلًا مَّا تُؤْمِنُونَ
Wama huwa biqawli shaAAirinqaleelan ma tu/minoon
O, bir şair sözü değildir. Ne kadar da az iman ediyorsunuz!
وَلَا بِقَوْلِ كَاهِنٍ ۚ قَلِيلًا مَّا تَذَكَّرُونَ
Wala biqawli kahinin qaleelanma tathakkaroon
O, bir kâhin sözü de değildir. Ne de az düşünüyorsunuz!
تَنزِيلٌ مِّن رَّبِّ ٱلْعَـٰلَمِينَ
Tanzeelun min rabbi alAAalameen
Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir.
وَلَوْ تَقَوَّلَ عَلَيْنَا بَعْضَ ٱلْأَقَاوِيلِ
Walaw taqawwala AAalayna baAAdaal-aqaweel
Eğer Peygamber bizim adımıza bazı sözler uydurmuş olsaydı;
لَأَخَذْنَا مِنْهُ بِٱلْيَمِينِ
Laakhathna minhu bilyameen
Elbette onu sağ tarafından kıskıvrak yakalardık.
ثُمَّ لَقَطَعْنَا مِنْهُ ٱلْوَتِينَ
Thumma laqataAAna minhualwateen
Sonra da onun can damarını kopartırdık.
فَمَا مِنكُم مِّنْ أَحَدٍ عَنْهُ حَـٰجِزِينَ
Fama minkum min ahadin AAanhu hajizeen
Sizden hiç kimse de buna engel olamazdı.
وَإِنَّهُۥ لَتَذْكِرَةٌ لِّلْمُتَّقِينَ
Wa-innahu latathkiratun lilmuttaqeen
Şüphesiz o, takva sahipleri için bir öğüttür.
وَإِنَّا لَنَعْلَمُ أَنَّ مِنكُم مُّكَذِّبِينَ
Wa-inna lanaAAlamu anna minkum mukaththibeen
Elbette biz, biliyoruz ki içinizden yalanlayanlar vardır.
وَإِنَّهُۥ لَحَسْرَةٌ عَلَى ٱلْكَـٰفِرِينَ
Wa-innahu lahasratun AAala alkafireen
Şüphesiz ki o kâfirler için bir pişmanlıktır.
وَإِنَّهُۥ لَحَقُّ ٱلْيَقِينِ
Wa-innahu lahaqqu alyaqeen
Ve şüphesiz o, kesin bir gerçektir.
فَسَبِّحْ بِٱسْمِ رَبِّكَ ٱلْعَظِيمِ
Fasabbih bismi rabbika alAAatheem
O halde sen, Yüce Rabbinin adını tesbih et!
Kur’an verileri: Quran Foundation.